Kıbrıs müzakerelerinde perde arkasında hareketli günler yaşanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguín tarafından hazırlanan ve Temmuz sonu veya Ağustos başında yapılması planlanan 5+1 konferansında sunulması beklenen "Stratejik Anlaşma Belgesi Taslağı" deşifre oldu.
Gazeteci-yazar Sabahattin İsmail'in ortaya çıkardığı taslak metin, Kıbrıs Türk tarafının kırmızı çizgilerini tamamen ortadan kaldıran ve mülkiyetten güvenliğe kadar birçok kritik alanda ciddi tavizler barındıran bir yapıyı öngörüyor.
İşte Kıbrıs'ın geleceğini kökten değiştirecek o gizli planın tüm detayları:
Sürecin Yol Haritası ve Yeni Devlet Modeli
Taslak, Kıbrıs sorununa ani bir çözüm yerine zamana yayılan aşamalı bir çözüm modeli (Phased Approach) getiriyor. Süreç şu şekilde işleyecek:
Önce Stratejik Anlaşma: Taraflar arasında bağlayıcı olmayan bir stratejik çerçeve belgesi imzalanacak.
Geçiş Dönemi: Ardından 1 ile 2 yıl arasında değişen bir geçiş süreci başlayacak.
Referandum ve Nihai Yapı: Geçiş döneminin sonunda iki tarafta da referanduma gidilecek ve kabul edilirse nihai anayasal yapı yürürlüğe girecek.
"Çok Çok Gevşek Federasyon"
Belgede kurulması planlanan ortaklık yapısı "Very very loose federation" (Çok çok gevşek federasyon) olarak tanımlanıyor. Ne klasik bir federasyon ne de bir konfederasyon olan bu kendine özgü model; Türk tarafına bakıldığında konfederasyon, Rum tarafına bakıldığında ise federasyon gibi görünecek şekilde tasarlandı. Kuzey ve Güneydeki mevcut yönetimler büyük ölçüde varlığını korurken, yetkilerin çoğu iki kurucu yapıda kalacak.
Geçiş Dönemi Yönetimi ve Ortak Yetkiler
Referanduma kadar geçecek olan 2 yıllık sürede adayı yönetecek ortak bir Başkanlık Konseyi kurulacak. Bu konseyin başkanı Rum lider, başkan yardımcısı ise Türk lider olacak ve dönüşümlü başkanlık sistemi uygulanacak.
Ayrıca süreç içinde şu ortak mekanizmalar devreye alınacak:
Her iki kurucu devlet parlamentosundan 10'ar milletvekilinin katılımıyla sınırlı yetkiye sahip bir Ortak Parlamento.
Türk ve Rumlar arasındaki adli olaylara bakacak bir Ortak Mahkeme.
Dışişleri, savunma, ekonomi ve Merkez Bankası yönetimi tamamen merkezi devletin yetkisinde olacak. Rum tarafı ise İçişleri Bakanlığı'nın da merkeze bağlanmasını talep ediyor.
En Kritik Madde: Toprak Tavizleri ve Garanti Antlaşması'nın İptali
Planın en çok tartışma yaratacak ve Türk tarafı için "felaket" olarak nitelendirilen bölümleri mülkiyet, toprak ve güvenlik başlıklarında toplanıyor.
Toprak Devri: Haritada Crans-Montana öncesi tartışmalar referans alınacak. Eski KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın Crans-Montana'da verdiği taviz haritası esas kabul edilerek Güzelyurt ve Kapalı Maraş Rum tarafına bırakılacak.
Türk Askeri Çekiliyor, Garantörlük Bitiyor
Güvenlik başlığında ise Türkiye'nin adadaki varlığını tamamen bitirecek adımlar planlanıyor:
Asker Azaltma: Geçiş sürecinde Türk askerinin belirli bir bölümünün adadan çekilmesi başlayacak.
Garantörlüğün Sonu: Türkiye'nin tek taraflı müdahale hakkını içeren Garanti Antlaşması İPTAL OLACAK.
NATO Şemsiyesi: Garantörlüğün yerini NATO garantisi alacak. ABD, Fransa, Yunanistan, İngiltere ve çok az sayıda Türk askeri NATO komutası altında adada konuşlanacak.
Nüfus Tahliyesi: Belirli bir sayının üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları adadan ayrılmak zorunda kalacak.
Havuç-Sopa Politikası: Türkiye ve KKTC'ye AB Vaatleri
BM, bu planın kabul edilmesi karşılığında hem Türkiye'ye hem de KKTC'ye bir dizi ekonomik ve siyasi vaat ("havuç") sunuyor:
Referandum Öncesi Doğrudan Temas (3D): 2 yıllık geçiş aşamasında referandum beklenmeden KKTC ile doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuşlar (Direct trade, Direct contact, Direct flights) başlayacak. KKTC limanları uluslararası ticarete açılacak.
Türkiye'nin Limanlarını Açması: Buna karşılık Türkiye de deniz-hava limanlarını ve hava sahasını Rum uçak ve gemilerine açacak.
Türkiye-AB İlişkileri: Çözüm süreciyle eş zamanlı olarak Türkiye için vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin modernizasyonu müzakereleri başlayacak.
Enerji İş Birliği: Doğu Akdeniz doğal gaz kaynaklarının çıkarılması ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılmasında Ankara ile iş birliği yapılacak.
Rumlar "Hayır" Derse Ne Olacak?: Annan Planı'ndaki hataya düşülmemesi adına, Rum tarafı referandumda "Hayır" dese bile KKTC ile başlatılan doğrudan ticaret, uçuş ve ekonomik açılımlar geri alınmayacak.
Uzman Gözüyle: "Bu Planı Kabul Etmek İhanettir"
Belgeyi sızdıran ve sert bir dille eleştiren Sabahattin İsmail, Holguín planının Kıbrıs Türk varlığı için büyük bir tuzak olduğunu belirtti. İsmail, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu plan kabul edilirse, maksimum 5-10 yıl içinde KKTC, Türkiyesiz, 250 milyonluk AB içinde erir ve tüm adada hakimiyet Rum-Yunan-AB ortaklığına geçer. Türkiye'nin Kıbrıs ile bağları kopar, Doğu Akdeniz'den çekilerek Anadolu'ya hapsolur. Bizim böyle bir çözüme ihtiyacımız yoktur. KKTC, Türkiye'nin garantörlüğü altında egemen bir devlet olarak zaten vardır. AB'nin vereceği göstermelik vaatler karşılığında bu planın müzakere edilmesini bile kabul etmek Kıbrıs Türklerine ihanet olur."
İsmail, Türk diplomasisinin ve KKTC yönetiminin 27-29 Nisan 2021'de BM'ye resmen sunulan "egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü" politikasından asla taviz vermemesi gerektiğini, aksi takdirde sürecin bir felaketle sonuçlanacağını vurguladı.